Merkür Retrosu: Yanlış Anlaşılmaktan Korkma!
- ışıl saykan

- 27 Haz
- 2 dakikada okunur
Önümüzde senenin ikinci Merkür retrosu var. 29 Haziran- 24 Temmuz tarihleri arasında Merkür, yengeç burcunun yaklaşık 26-16 derece aralığında retro hareketinde olacak. Bu retro bize her retroda duyduğumuz kalıplaşmış ifadelerden daha fazlasının olduğunu söylüyor. Hadi gelin, detaylara bir bakalım...

Merkür Retrosu Yengeç'teyse Ne Beklemeliyiz?
Her retro nasıl bir düşünme biçimimiz olduğunu, bunu bizi ve ilişkilerimizi nasıl etkilediğini, dil ve iletişim becerimizi, kiminle ne konuştuğumuzu ve paylaştığımızı fark etmemiz ve idrak etmemiz için bir fırsattır.
Retro yengeç burcunda olduğunda kendimizi ifade ederken kendimize ve karşımızdakine farkında olarak veya olmayarak yaptığımız duygusal baskıları daha iyi görebileceğiz. Bu süreçte manipülatif insanların maskeleri düşebilir, manipülasyonlarına bekledikleri gibi cevap alamayabilirler.
Bu bir aylık zaman diliminde kendinizi, yaşadıklarınızı, eskileri, ilişkilerinizi temcit pilavı gibi anlatma eğiliminde olabilirsiniz. Bu konuda dikkatli olmanız gerektiğini düşünüyorum. Çok anlatmanın, konuların üzerini deşmenin sorunları daha fazla büyütebileceğini düşünüyorum. Daha fazla üzülebilir ve daha fazla duygusal tetiklenmelere açık hale gelebilirsiniz.
Bu süreçte zihnini ve duygularını yönetebilen kazanacaktır! Duygularımıza cevap vermekten çok önce hangi ihtiyacımızı ortaya çıkardıklarını anlamamız gerekiyor.
Öfkeliysek, bu duygunun hangi ihtiyacımızı karşılayamadığımız için ortaya çıktığını düşünebiliriz. Tükenmişlik hissediyorsak yaşam neşemizde dalgalanmalar yaşıyor olabiliriz.

Lütfen Beni Yanlış Anla!
Merkür Yengeç'te zihnimiz objektif olmaktan ve olayları rasyonel şekilde analiz etmekten ziyade sübjektif çalışır. Yaşanan her şeyi "bu kişiyi seviyor muyum, sevmiyor muyum?" perspektifinde değerlendirme meyilinde oluruz. Seviyorsak o kişi doğru ve erdemli davranışlar sergilemese de onu destekler ve tutarız.
Hal böyle olunca Merkür'ün retro hareketi boyunca bu eğilimlerimizi de sorgulayabiliriz aslında. Kişilerin yaşamımızda nasıl ve ne kadar değerli olup olmadığını anlamak için mesai harcayabiliriz. Ve şunu fark edebiliriz:
"Ben bu insanı desteklerken/tutarken acaba hangi ihtiyacı karşılamaya çalışıyordum?" veya "hangi duygu beni normalde yapmayacağım davranışlara itti?"
Yalnız kalma korkusu mu?
Terk edilme ve sosyal ortamlardan dışlanma korkusu mu?
Eyvah sevilmeyeceğim hissi mi?
veya başka bir şey...

Nelere Dikkat Edersek Bu Süreci Daha Kaliteli Geçirebiliriz?
Aidiyet duygusu üzerinde çalışabilir, topraklanma ve köklenme çalışmaları yapabiliriz.
Tabir-i caizse her lafın içinde olmamayı seçebilir, insanlarla aramıza düşünsel ve iletişimsel bir mesafe koyabiliriz.
Psiko-terapik ve psiko-sosyal yardımlar almaya başlayabiliriz.
Duygusal harcamalardan kaçınabiliriz.
İlişkilerde manipülatif davranışlardan kaçınabilir, çıkarcı yaklaşımlardan ve duygu sömürüsünden uzak durabiliriz.
Duygularımızı zihnimizi kontrol etmeye başlayarak yönetmeyi seçebiliriz.
Kendimizi kimseyle kıyaslamamayı ve bu hayatta illa ki birileri için hep eksikmiş gibi görüneceğimiz gerçeğini kabullenebiliriz.
"Olayın" sadece kendimizle kurduğumuz ilişki olduğunu hatırımızda tutabiliriz.
Hepimize zihnen sağlıklı bir retro dönemi diliyorum <3




Yorumlar